← ZİHNİ BAŞSARAY LİDERİN EL KİTABI Kimin işine yarıyor?
GİRİŞ

Kimin işine yarıyor?

Kırk yılı aşkın süredir büyük bir endüstri liderlik üretiyor. Kitaplar, eğitimler, atölyeler, koçluk saatleri ve her sezon değişen erdem listeleri. Buna rağmen kötü yönetim hâlâ kimseye yabancı değil.

Buna hemen başarısızlık demeyin. Başarısızlık, ilan edilen hedefe ulaşamamaktır. Belki de hedefe ulaşıldı; ilan edilen hedef başka bir şeydi.

Size öğretilen erdem, kimin işine yarıyor?

Nietzsche ahlaka bu soruyla yaklaştı. Bir değerin doğru olup olmadığını sormadan önce nereden geldiğine, kimin ağzında erdeme dönüştüğüne ve kime hareket alanı açtığına baktı. Jeffrey Pfeffer liderlik endüstrisine benzer bir şüpheyle yaklaştı: Söylenenle yapılan neden bu kadar farklı?

Bu kitap iyi liderliği reddetmiyor. İyi liderlik adına size satılan rahat cümlelerin kökenini araştırıyor. Sonra oku size çeviriyor.

Alçakgönüllülük

Alçakgönüllü olun. Bu öğüt kime veriliyor? Görünürlüğün ödüllendirildiği bir düzende yer kaplamaya yeni başlayan kişiye. Mütevazılık erdem olabilir. Fakat bir erdem hep aynı yöne tavsiye ediliyorsa artık karakter öğüdü değil, yerleşim planıdır.

Alçakgönüllülüğünüzden kim kazanıyor? Sizin yerinizi isteyen kişi. Rahatça konuşmak isteyen üst. Ve size görünür olmayı öğretmek yerine görünmezliği asalet diye satan endüstri.

Otantiklik

Kendiniz olun. Bu, işi başkaları için öngörülebilir olmak olan birine verilebilecek tehlikeli bir öğüttür. Çoğu sabah sakin kalmak içinizden gelmez. Kötü haberi merakla karşılamak hiç içinizden gelmez. Liderlik, içinizden gelen her şeyi çevrenize yaşatmak değildir.

Güçlü lider daha otantik görünmek zorunda değildir. Daha bilinçli davranmak zorundadır. İçinden gelen ile sonuç üretmesi gereken davranış arasındaki mesafeyi taşıyabilmelidir.

Güven

Güven inşa edin. Doğru. Fakat güveni soyut bir ahlak hesabı gibi sunan kişi size getirisi ölçülmemiş bir yatırım satıyor olabilir. Güven, iyi hissettiren bir iklim değil; kötü haberin erken gelmesi, sözlerin tutulması ve sınırların kişiye göre değişmemesidir.

Hizmetkâr liderlik

Efendinin kendisine hizmetkâr demesinden kim kazanır? Önce efendi. Çünkü güç ilişkisi ortadan kalkmadan dili yumuşamıştır. İyi niyetli kelime, yapısal asimetriyi görünmez hale getirebilir.

Unvanınızı yumuşak bir kelimeyle değiştirmek, gücünüzü ortadan kaldırmaz.

Şimdi ok size dönüyor

Ekibinizin size sadık olduğunu düşünüyorsunuz. Sadakat dediğiniz şeyin piyasa değerine baktınız mı? En bağlı çalışanınızın gidecek bir yeri var mı?

Ekibinizle yakın olduğunuzu düşünüyorsunuz. Size özel hayatını anlatan kişi güvendiği için değil, maaşını belirlediğiniz için anlatıyor olabilir. Bu ihtimal onun samimiyetini küçültmez. Sizin ilişkinin asimetrisini unutmanızı engeller.

Herkesi dinlediğinizi düşünüyorsunuz. Önünüze konan üç seçenekten ikisi, üçüncüsünü seçtirmek için orada olabilir.

Adil olduğunuzu düşünüyorsunuz. Aynı işi yapan iki kişiye farklı ücret veriyor ve sebebini savunamıyorsunuz. Savunmuyor, yalnızca konuyu açmıyorsunuz.

Bunların hiçbiri komplo olmak zorunda değil. Gücü olan birinin etrafında kendiliğinden oluşan hava bunları üretmeye yeter. Siz o havayı solumuyorsunuz. Siz onu üretiyorsunuz.

Bu kitap ne yapmayacak?

Sizi rahatlatmayacak. Rahatlatan liderlik kitabı çoğu zaman kendiniz hakkında duymak istediğiniz cümleyi satıyordur.

Burada yirmi dört kural var. Hiçbiri sizi kendiliğinden iyi bir insan yapmayacak. Bir kısmı sevdiğiniz hikâyeleri elinizden alacak. Bazıları sizi yalnız bırakacak. Birkaçında mazeretinizin adını ilk kez doğru koyacaksınız.

Fakat rahatsızlık tek başına başarı değildir. Teşhir etmek kolaydır. Liderlik, gördüğünüz şeyi değiştirecek sorumluluğu da taşımaktır.

En doğru kitap, okuru rahatsız ettikten sonra ona neyi görmesi ve neyi değiştirmesi gerektiğini de gösterir.

Bu kitabın görevi budur.